Selam, ben Erdoğan. Bağımlıyım. September 4th, 2011
Madde bağımlısıyım, yok değilim. Bağımlıyım ama bağımlı olduğum şey madde değil.
Boşlıkta hacim kaplamıyor, ama çok büyük. Tüm dünyayı kaplıyor.
Kütlesi yok, ama çok ağır.
Onsuz yapamıyorum. 7 yıl kadar oldu, kendisiyle tanışmam. Farketmem demeliyim, daha doğru bir kelime. Hiç bir şeyi bu kadar çok sevmedim sanırım. Sevmek… Hiç bir şeye bu kadar bağlanmadım.
“Asi çocuk” havası atmıyorum, yanlış anlamayın. Hiç öyle biri değilimdir. Sıradan biriyim. Takıntılarım, bağımlılıklarım, sevdiklerim, sevmediklerim var. Hiç biri de uç şeyler değil. Minimalist derler ya, sanırım öyle biriyim. Çok da memnunum.
Bağlanmakla hiç bir sıkıntım yok. Hatta bağlanmayı isteyen biriyim. Hani havuza atlarsın ya, öyle atlarım istediğim şeye bağlanmaya. Bağlanayım isterim, sınırlarım belli olsun. O sınırların dışına çıkamayayım isterim. Bağlandığım neyse, kötü yanlarını görmeyeyim isterim, hatta o kadar çok isterim ki; görmem. Aklıma bile gelmez kötü bi yan olduğu. Bazen de o kötü yanlar bağlanma sebebim olur. Hepiniz gibiyim işte. Ortalamanızı aldığımda ben ediyorum.
7 yıl kadar önce tanıştım demiştim kendisiyle ve o anda bağlandım. İlk deneyimimdi, ilk farkındalık… Müthişti. Öyle olmasa da, benim için yaratıldığını düşünüyorum.
Aslında kendisinden sık sık korkarım. Ama seviyorum sanırım. Sanmıyorum! “Seviyorum” dediğim şeyler için, ona hissettiğim duyguyu referans alıp, onun üzerinden hesaplıyorum!
Kendisinden korktuğumu söylemiştim, ama kendisi beni sakinleştiriyor da. Hem alabildiğine sakin, hem de çıldırtacak kadar huzursuz edici. Ama onlayken her şey susar. O ve ben kalırız sadece. Ben kimseyi dinlemem ondan başka. O da beni dinler sadece.
Konuşmayız, ama birbirimizi dinleriz. Bana şarkılar söyler, ben ona sarılırken… Huzurlu olurum onla. Huzur dediğim şeyi de bu duyguya bağlayıp ölçüyorum. Bu huzursuzluk kaynağının içinde nasıl huzur buluyorum ben de bilemiyorum. Sanırım bir sorunum var, ne olduğundan emin olamadığım. Bazen kısık bir ses duyuyorum, iğrenç bir espri anlayışıyla yapılmış, derin espriler… Ama komik. Espri komiktir, sadece yapan kişinin gönyesini referans almak lazımdır. Espri sınırsızdır da. Sınırlardan nefret eder.
Hani filmlerde eleman maddeyi aldıktan sonra, gözlerini yavaşça kapar ya, unutur her şeyi. En mutlu olduğu yere gider. Aynen öyle oluyorum. Ama en mutlu olduğum yere gitmem, O gelir yanıma, en mutlu olduğum yerle, kucağında. Uyuşturması gerek ya bağımlılık yapan maddelerin. O uyuşturmaz Tamamen hissettirir kendisini, ama her şeyi unutturabilir istersem. Çoğu zaman güçlükle beklerim gelmesini, belli zamanlarda gelir. Ama hep gelir, hiç yüzüstü bırakmadı beni, benim kendisini çok bıraktığım halde! Ellerimin titrediğini bilirim beklerken! O filmlerdeki elemanların nöbetleri, krizleri gibi abartılı olmasa da, ben de nöbetler geçiririm bazen.
Vazgeçemeyeceğim çok şey vardır hayatımda. Ama bunun yeri çok başka. Öyle bi yerde ki; onu ordan çıkarsam… Yok bunu düşünmek bile geriyor beni. Olmaz öyle şey. O orda iyi. “And always will be…” derler ya.
Gece bağımlısıyım ben.